Can Partial Oxygen Pressure Of Urine Be An Indicator For Tissue Perfusion? [Turk J Anaesthesiol Reanim]
Turk J Anaesthesiol Reanim. Ahead of Print: TARD-89083

Can Partial Oxygen Pressure Of Urine Be An Indicator For Tissue Perfusion?

Melis Tosun1, Halim Ulugöl1, Uğur Aksu2, Fevzi Toraman1
1Acıbadem Mehmet Ali Aydınlar University, School Of Medicine, Department Of Anaesthesiology And Reanimation, İstanbul / Turkey
2University Of Istanbul, Faculty Of Science, Department Of Biology, İstanbul / Turkey

Objective: None of the advanced monitorisation procedures, which are focusing only on the haemodynamics and blood gas parameters are sufficient to estimate tissue perfusion adequately. The search for new parameters which are non-invasive and reliable to provide information about tissue hypoperfusion is significant. The purpose of this study is to evaluate the relation between urine partial pressure of oxygen (PuO2) and routine systemic tissue perfusion parameters in patients with sepsis-like syndrome and impaired cardiac pressure-volume relationship after an open cardiac surgery.
Methods: This study was designed in 50 patients who had elective coronary bypass surgery. Patients were assessed for the arterial lactate levels, arterial partial oxygen pressure (PaO2), cardiac output and urine partial oxygen pressure (PuO2) in bladder urine in the minutes of 180th, 360th and 540th postoperatively.
Results: Tissue perfusion parameters were found to be similar throughout the surgery, besides no significant rise in plasma creatinine levels. PuO2 was found to be as 91±22, 99±22 and 97±13 mmHg respectively at time points described above. Any correlation between PuO2 and other measurements was not determined at any time points.
Conclusion: The present study suggests that urine PuO2 has no relation with routine systemic tissue perfusion parameters such as arterial partial oxygen pressure, lactate levels, and cardiac output. In our opinion, since the cardiac outputs of the patients were within the normal limits, and none of the patients developed renal injury, this study might have unable to find out any correlation. Further studies focused on the patients with transient renal ischemia are needed.

Keywords: Urinary Oxygen Pressure, Renal Blood Flow, Cardiac Surgery


İdrar Parsiyel Oksijen Basıncı, Doku Perfüzyonunun Göstergesi Olabilir Mi?

Melis Tosun1, Halim Ulugöl1, Uğur Aksu2, Fevzi Toraman1
1Acıbadem Mehmet Ali Aydınlar Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji Ve Reanimasyon Anabilim Dalı, İstanbul / Türkiye
2İstanbul Üniversitesi, Fen Bilimleri Fakültesi, Biyoloji Anabilim Dalı, İstanbul / Türkiye

Amaç: Rutin pratikte kullanılan ve sadece hemodinamik ve kan gazı parametrelerine odaklanan ileri monitörizasyon tekniklerinin hiçbiri, doku perfüzyonunun yeterliliği hakkında yeterli bilgi vermemektedir. Doku perfüzyonunun yeterliliğini gösterecek noninvazif ve güvenilir parametrelerin geliştirilmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, açık kalp cerrahisi sonrası kardiyak basınç-volüm ilişkisinin azaldığı, sepsis-benzeri sendromda olan hastalarda; sistemik doku perfüzyonunun yeterliliğini göstermede idrar parsiyel oksijen basıncı (PuO2) analizi, diğer doku perfüzyon parametreleri ile karşılaştırılmıştır.
Yöntemler: Koroner baypas cerrahisi geçiren 50 hasta çalışmaya dahil edildi. Postoperatif dönemde rutin hemodinamik monitörizasyonun yanı sıra; 180’inci, 360’ıncı ve 540’ıncı dakikalarda arter parsiyel oksijen basıncı (PaO2), kalp debisi, arter laktat düzeyleri ve mesane idrarından parsiyel oksijen basıncı (PuO2) ölçümleri yapıldı.
Bulgular: Hastaların doku perfüzyon parametreleri takip süresince stabil seyretti. İdrar parsiyel oksijen basıncı (PuO2); ilk ölçümde 91±22 mmHg, ikincide 99±22 mmHg ve son ölçümde 97±13 mmHg olarak ölçüldü. Ölçülen bu değerler ile kalp debisi, arter parsiyel oksijen basıncı ve arter laktat değerleri arasında anlamlı bir korelasyon saptanamadı.
Sonuç: Bu çalışmada, idrar parsiyel oksijen basınçları (PuO2) ile arter parsiyel oksijen basıncı, laktat düzeyleri ve kalp debisi gibi rutin sistemik doku perfüzyon parametreleri arasında bir ilişki gösterilememiştir. Kanımızca, çalısmaya dahil edilen hastaların kalp debilerinin normal sınırlarda olduğu ve hiçbir hastada renal hasar gelişmemiş olduğu için, olası bir korelasyon gösterilememiş olabilir. Renal oksijen sunumunda eşik değerlerin saptanabilmesi amacıyla; geçici transrenal iskemik atak geçiren hasta gruplarında çalışmalar yapılması gerektiği görüşündeyiz.

Anahtar Kelimeler: İdrar Oksijen Bsıncı, Renal Kan Akımı, Kardiyak Cerrahi




Corresponding Author: Fevzi Toraman, Türkiye


TOOLS
Print
Download citation
RIS
EndNote
BibTex
Medlars
Procite
Reference Manager
Share with email
Share
Send email to author

Similar articles
PubMed
Google Scholar